Vakfe Duası Okunuşu ve Anlamı
12 Temmuz 2024

Vakfe Duası Okunuşu ve Anlamı

Vakfe'nin kelime anlamı, durmak demektir. Dini terim olarak ise, Hac vazifesini yerine getirmek isteyen hacılar, ihramlı iken Zilhicce'nin dokuzuncu günü (Kurban Bayramı'ndan bir gün önce) güneşin tepe noktasına gelip batıya kaymaya başladığı andan (zeval vaktinden) bayramın birinci günü fecrin doğuşuna kadar olan süre zarfında Arafat'ta bir müddet bile olsa bulunmalıdır. Kişinin uykuda, uyanık, bulunduğu yerin Arafat olduğunun farkında olup olmaması fark etmez; önemli olan kişinin bu zaman diliminde Arafat Dağı'nda bulunmasıdır.

Haccın Önemi ve Vakfe

Haccın en önemli rüknü vakfe yapmaktır. Zira Allah-u Teâlâ, Bakara Suresi 199. Ayet-i Kerimesinde, "Sonra, insanların toplu olarak akın ettiği yerden, siz de akın edin. Allah'tan mağfiret dileyin. Allah bağışlar ve merhamet eder." buyurmuştur.

Hadis-i Şerifler ve Vakfe

Arafat'ta vakfe yapmakla ilgili hadis-i şerifler şunlardır:

  • "Allah'ın kullarını cehennemden âzat ettiği günlerin en büyüğü Arefe günüdür. Kulunu ondan daha çok affettiği başka bir gün yoktur. O gün Allah kullarına manen yönelir ve onlarla meleklerine iftihar ederek 'Kullarım ne istiyorlar?' diye onlara sorar (ve ne isterlerse verir)." (İhya-u Ulumiddin, Hac bahsi)
  • "Günahlar içinde en büyük günah, bir kimsenin Arafat'a çıkması, vakfeye durması, sonra da acaba Allah beni affetti mi? diye düşünmesidir." (Muhtaru'l-Ehadis, Deylemi, Hadis No: 135)

Vakfe Duası - Mehmet Görmez (Diyanet İşleri Eski Başkanı)

Ey kendinden başka ilah olmayan, ey semaları, yeri ve içindekileri ayakta tutan Rabbimiz. Ey zikredilmeye en çok layık olan, ey affı güzel olan Yüce Allah'ım. Ey bizi esirgeyen, bağışlayan, gizlediğimiz ve açıkladığımız şeyleri bilen Rabbimiz. Ey bize davetlerin en yücesini yaparak Beyt'ine davet eden, hac yapmakla bizi şereflendiren Celal ve İkram sahibi Rabbimiz. Ey mahşeri hatırlatan Arafat Meydanı'na bizleri toplayan, Arefe Günü'nde dualarımızla bizi kendine yönelten, kulluğumuzdan başka sunacak hiçbir şeyimizin olmadığı bugün de affına layık olmak ümidini bize bahşeden Yüce Mevlamız. Seni anlatan ve zikreden dilimize, senin için ağlayan kalbimize, bizi bugünlere eriştiren Sana sonsuz hamd ve şükürler ediyoruz.

Ya ilahi! Nuruyla dünyayı aydınlatan, yaratılmışların en yücesi, yaşadıklarıyla ve yaşattıklarıyla hayatımızın rehberi, kalplerde açılan yaralarımızın merhemi, yalnızlığımızın saadet güneşi, güzel ahlakıyla bizi ahlaklı kılan Efendimiz Muhammed Mustafa (SAV), Hz. Adem'den bu zamana kadar gelen bütün peygamberlere ve Efendimizin aline ve ashabına salat ve selam eyle.

Ya Rabb'el Alemin! Sen bizleri bu kutsal mekana buyur ettin. Senin davetlilerin olarak Arafat Meydanı'nda huzurundayız. Ellerimizi rahmetini umarak açıyoruz. Ellerimizi bağışlanmayı umarak açıyoruz. Arafat Meydanı'na, Arefe gününe bizleri eriştirdiğin için sana şükürler olsun. Dualarımıza meleklerin amin dediği bu kutlu günde, kalbimizden geçen hayır muratlarımızı da kabul buyur Allah'ım. Dilimiz döndüğünce seni anmayı, gönlümüzde sevginin hiç azalmamasını bizlere nasip eyle. Arafat Günü'nde bizleri iltifata erenlerden kıl.

Ya Rabbi! Efendimizin, yol göstericimizin, aydınlıkların kaynağı olan Sevgililer Sevgilisi'nin ayaklarının değdiği yerlere yüzümüzü sürmeye geldik. O'nun nefesinin değdiği havayı içimize çekmeye geldik. Hayat bulmaya geldik. Kabe'nde O'nunla tavaf edermiş gibi tavaf ettik. Namaza durduğumuzda en ön safta Efendimizi görebilmeyi ümit ettik. Secdelerde dirildik. Secdelerde seni kendimize en yakın hissettik. Ey Rabbimiz bizi sensiz yaşatma.

Ya İlahe'l Alemin! Sen bizim Rabbimizsin. Yalnız sana güveniyoruz. Zamanı dünyanın hırslarıyla tüketirken ne çok unuttuk seni anmayı. Ne çok unuttuk muhtaçlığımızı. Başkalarından medet umarken ne çok yanıldık. Yalnız kaldık Rabbimiz. Yalnız bırakıldık. Oysa sen bizi hiç yalnız bırakmadın. Bizi başkalarına muhtaç etme. Yerlerin ve göklerin sönmeyen nuru olan Rabbimiz bizi kendine layık kul kabul eyle. Kalbimizi varlığınla şekillendir. Huzurundayız. Kereminden kerem bekliyoruz. Huzurundayız. Bizi aydınlığa çıkarmanı istiyoruz. Ayıplarımızı örtmeni umuyoruz. Aciz kaldık, sana yöneldik. Günah işledik, affını umduk. Senden daha çok seven yok. Senden daha çok merhamet eden yok. Bizi başkalarına havale etme. Başkalarına el açtırma. Çare yalnızca sendedir. Bizi boynu bükük bırakmazsın. Bizi yarı yolda koymazsın. Bizi şaşırtmazsın. Bizi merhametinden uzak tutmazsın. Ellerindeki ve yüreğindeki kirlerden utanan kulların sana nasıl dua ediyorsa biz de öyle dua ediyoruz. Günahlarımızdan utanarak katından ümitler bekliyoruz.

Ya Rabbi! İçimizi kemiren fitneleri bırakarak geldik kapına. Huzurunda ferahlamak için geldik. Hüsranda olduğumuzu unutarak geldik. Sana muhtaç olduğumuzu hatırlayarak geldik kapına. Efendimizin adını anarak geldik. Ona Salavatlar getirerek geldik huzuruna. Çöle dönen yüreğimize bir damla zemzem bulmaya geldik. Konuşmayı unutan dilimize 'Lebbeyk' dedirterek geldik. Karanlıklarda kalmış ruhumuza, nurunu umarak geldik kapına. Fakirliğimizi yüzümüze vurmayacak olanın sadece sen olduğunu bilerek geldik. Günahlarımız ne çok kirletti bizi. Arafat Meydanı'nda kirlerden arınacağımızı bilerek geldik kapına. Hiç bilmediğimiz yerlerde kardeşlerimizin kanı dökülürken, bir dua ile onlara kalkan olmaya geldik. Komşumuz aç yatarken gaflet uykusundan bizleri uyandırman için geldik. Yetimin hakkını geri verebilmek için geldik kapına. Bizleri isyana götürecek zenginliklerden sana sığınmak için geldik Arafat Meydanı'na. Günahlarımızı itiraf etmeye geldik. Kazandığımız şerlerden kurtulmak için, korkularımızı korkutmak için geldik huzuruna. Allah'ım kederi ve hüznü bizden gidermeni istiyoruz. Ayıplarımızı örtmeni umuyoruz. Ayağımızı kaydırma Allah'ım. Düşmanlık etmekten, düşmanlığa maruz kalmaktan sana sığınıyoruz. Bizi tövbesi kabul olan kulların arasına dahil etmeni bekliyoruz. Gözyaşlarımızla günahlarımızın kirlerinden bizi arındırmanı istiyoruz. Bu arefe gününde, bu vakfe anında, kıyama durmuş yanımızla bize çokça rahmet eyle.

Ya İlahe'l Alemin! Mik'at ile, muhterem olmuş bir beldenin sınırlarını aşmamaya verdiğimiz sözden caydırma bizi.

Ey Rabbimiz! Mahşere en yakın yerde, Mikat mahallinde giydiğimiz kefenimizi, ihramımızı sen mübarek eyle. Yasakladığın her haramdan bizi muhafaza eyle. Sözüne sadık kulların arasına dahil et bizi.

Ya Rahman! Katında bütün yarattıklarını eşit sayan, birinin diğerine karşı üstün olmadığını söyleyen Sensin. Kalplerin sana aktığı Kabe'nde hepimiz ihramlarımızla huzurundayız. Rütbemizin önemi yok. Zenginliğimizin anlamı yok. Fakirliğimizi sorgulayan yok. Rengimizden dolayı bizi dışlayan yok. Buyur Rabbimiz!

Ya Rahim! Önce dilimize, sonra beynimize sonra da kalbimize söylettik telbiyeyi. Emre uymaya söz verdik Rabbimiz. Davetine icabet etmeye söz verdik Rabbimiz.

Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke la şerike leke lebbeyk, inne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'l-mülk, lâ şerike lek.

Allah'ım! Ben senin emrine boyun eğerim ve hazırım. Senin ortağın yoktur. Senin davetine ihlâsla uyarım. Şüphe yok ki hamd da nimet de sana aittir. Mülk de senindir. Senin hiçbir ortağın yoktur. Aşkın girdabında boğulmaya hazırız Rabbimiz. Telbiyelerimizi katında kabul buyur ve sonsuz ikramlarını bizden esirgeme.

Ya Rabbe'l Alemin! Kabe'nin etrafında zamanın tersine dönmeyi ne çok istedik. Kabe'nin rüyalarımızı süslemesini istedik. 'Paramız biriksin' diyorduk. 'Ah nasip olsa da gitsek' diyorduk. 'Ömrümüz yeter mi O beldeleri görmeye' diyorduk. Rabbim şükür ki bugünlere eriştirdi bizleri. Kabe'ye el sürmeyi, yüz sürmeyi nasip etti. İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya incelmiş binekler üstünde (uzak yollardan) her derin vadiyi aşarak sana gelsinler. (Hacc Suresi / 27) davetine uyarak geldik evine. Dilimiz dönmedi önce. Oysa ne çok hazırlanmıştık yapacağımız dualara. Bedenimiz titriyordu Kabe'nin büyüklüğü karşısında. Biz ne çok alçalmıştık yanında. Gözlerimizdeki yaşlar dinmiyordu. Dilimizden dualar düşmüyordu: 'Ya Rabbi, gelemeyen kardeşlerimizi de buyur et. Davetine uymayı bütün Müslümanlara nasip et ve gelişimizden razı ol.' Kalbimizi sevginle yaşat Rabbimiz. Kalbimizin seni unutmasına izin verme. Bizi sensiz bırakma! Biz muhtacız. Bütün işlerimizin sonucunu bizim için hayırlı kıl. Cemaline bakmayı bize nasip eyle.

Ya İlahe'l Alemin! Hz. İbrahim'in ve Hz. İsmail'in ellerinin değdiği Kabe'ye şükür eriştirdin bizleri. Efendimizin baktığı nazarla çevir gözlerimizi Kabe'ne. O'nunla tavaf ettir bizi de. Bilal-i Habeşi ezan okusun yine Kabe'de. Tüm Müslümanlar Efendimizin ardı sıra dizilsin. Güvercinler tavaf etsin bizimle. Gönlümüzü nazargahın kıl Rabbimiz! Gönlümüzü kıbleden ayırma! Gönlümüzü Kabe'den ayırma!

Ya Gaffar! Hz. İbrahim'in davetine uyarak geldik. Hz. İbrahim'in güvenilir beldesinde huzur bulmaya geldik. Onun elleriyle yükselttiği Kabe'ye dokunmak için geldik. Rabbimiz, Hz. İbrahim'in duasını kabul ettiğin gibi bizim de dualarımızı kabul etmeni diliyoruz. Hz. İbrahim gibi aşkının ateşinde yanmak istiyoruz. Hz. İbrahim gibi gül bahçesinde rızana kavuşmayı umuyoruz. Kalbimize hidayet bahşeyle. Günahlarımızı ve kusurlarımızı lütfunla gizle.

Ya Kerim! Susadık, susuzluğumuza çare aradık Hz. Hacer gibi. Sa'y ile susuzluğumuza zemzem yetişti. Zemzemle hayat buldu ruhumuz ve bedenimiz. Yüreğimizi çorak topraklara döndürme! Bizi senden başkasına havale etme! Kereminle bizi huzurundan ayırma Allah'ım.

Ya Rabb'el Alemin! Gün, bugündür. Bugün mahşer günüdür. Bugün, yalnızlığımızdan kurtulduğumuz gündür. Bugün, Arafat'ta marifete talip olma günüdür. Bugün, günahları itiraf etme günüdür. Bugün, dünyanın kirlerinden arınma günüdür. Bugün, musibet ve acılardan kurtulma günüdür. Bugün Efendimiz ve ashabının hitabını dinleme günüdür. Bugün, kardeşlerimizi kucaklama günüdür. Bugün, ölmüş kalplerimizi diriltme günüdür.

Gün, bugündür. Bugün, dünyanın peşine düşmüş nefsimize söz geçirme günüdür. Bugün şeytanın vesveselerine 'dur' deme günüdür. Bugün, Muhammed'i bir imanı kuşanma günüdür. Bugün Hz. Muhammed'e muhabbet duyma günüdür.

Sizden Gelen Sorular / Yorumlar

soru

Veciz

12 Temmuz 2024 Cuma

Bunca bilgiden sonra, biri bana vakfenin haccın en önemli rüknü olduğunu söyledi. Peki, Arafat'ta vakfe yapmanın dini anlamı tam olarak nedir? Bu ritüelin arkasındaki manevi amacı ve değeri daha iyi anlamak istiyorum. Özellikle hadislerde ve Bakara Suresi 199. ayetinde nasıl bir vurgu yapılmış?

Cevap yaz
1. Cevap
cevap

Admin

Veciz, vakfenin haccın en önemli rüknü olduğu doğru. Arafat'ta vakfe yapmak, hac ibadetinin merkezinde yer alır ve bu ritüelin dini anlamı oldukça derindir. Arafat'ta vakfe yapmak, Müslümanların Allah'a yönelmelerini, tövbe etmelerini ve O'ndan af dilemelerini simgeler. Hadislerde, Peygamber Efendimiz (s.a.v), "Hac Arafattır" diyerek vakfenin önemini vurgulamıştır. Bu, haccın Arafat'ta yapılan vakfeden ibaret olduğu anlamına gelir.

Bakara Suresi 199. ayetinde ise, "Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah'tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." buyrulmaktadır. Bu ayet, Arafat'ta vakfe yapmanın önemini ve bu sırada Allah'tan af dilemenin gerekliliğini ortaya koyar. Arafat, adeta bir mahşer alanı gibi, insanların günahlarından arınma ve Allah'a yakınlaşma fırsatı buldukları bir yerdir. Bu nedenle, vakfenin manevi değeri oldukça yüksektir ve hacıların ruhani bir dönüşüm yaşamasına vesile olur.

Soru Sor / Yorum Yap

şifre

Çok Okunanlar

Haber Bülteni

Popüler İçerik

Hizbul Bahr Duası Okunuşu ve Anlamı

Hizbul Bahr Duası Okunuşu ve Anlamı

Boğaz Ağrısı İçin Dua

Boğaz Ağrısı İçin Dua

Kazanç Duası Okunuşu ve Anlamı

Kazanç Duası Okunuşu ve Anlamı

Borç Duası Okunuşu ve Anlamı

Borç Duası Okunuşu ve Anlamı

Teheccüd Namazı Duası Okunuşu ve Anlamı

Teheccüd Namazı Duası Okunuşu ve Anlamı

Güncel

Ders Çalışmak İçin Dua Okunuşu ve Anlamı

Ders Çalışmak İçin Dua Okunuşu ve Anlamı

Güncel

Nazar Duası Oku

Nazar Duası Oku

Güncel

Kadir Gecesi Duası Okunuşu ve Anlamı

Kadir Gecesi Duası Okunuşu ve Anlamı